Lojistiğin geleceği elektrikle yazılıyor

22

Lojistik sektörü, tarihinin en köklü dönüşümlerinden birini yaşıyor. İklim değişikliğiyle mücadele artık bir tercih değil, hepimiz için acil bir sorumluluk. Ben bu dönüşümü uzaktan izlemek yerine, öncülük ederek karşılamayı seçtim.

Bu inançla, 2023 yılında Türkiye’nin ilk yüzde yüz elektrikli çekicisini filomuza kattık. İsveç’te Volvo yetkilileriyle bir araya gelerek karar verdiğimiz Volvo FH modeli, hızlı şarjla iki saatte dolarak taşınan yükün ağırlığına göre 300 kilometrenin üzerinde yol kat edebiliyordu. O gün sadece bir araç almadık; ağır ticari taşımacılıkta yeni bir eğilimin ilk ve cesur temsilcisi olduk. Sıfır emisyon, azaltılmış gürültü kirliliği ve düşük işletme maliyeti — bu yatırımın ardındaki motivasyon buydu.

Ama benim için asıl heyecan verici olan, bu yolculuğun yerli üretimle taçlanması oldu. 2025 yılında, Türkiye’nin ilk yerli tam elektrikli çekici üreticisi HABAŞ’tan SteelPower-e model üç aracı filomuza ekledik. Yüzde yüz yerli sermayeyle faaliyet gösteren küresel bir lojistik şirketi olarak, yerli bir üreticinin ürettiği elektrikli çekicileri kullanmak bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Bu araçları İzmir’deki depo-liman, liman-fabrika operasyonlarımızda kullanıyor; üstelik garajlarımıza ve genel merkezimizin çatısına kurduğumuz güneş panelleriyle ürettiğimiz temiz enerjiyle şarj ediyoruz. Yani sadece aracı değil, enerjinin kaynağını da yeşile çeviriyoruz.

Hedefimiz net: Tam elektrikli çekici sayımızı 2030’a kadar 15’in üzerine çıkarmak. Elektrikli araçların yaygınlaşmasında menzil ve şarj altyapısının hayati önem taşıdığını biliyorum; bu altyapının kısa sürede güçleneceğine de yürekten inanıyorum.

Bir öncü olmanın sorumluluğu, kolay olanı değil doğru olanı seçmeyi gerektirir. Türkiye’nin en köklü markalarıyla, hem yabancı hem yerli çözümlerle bu dönüşüme öncülük etmek, bıraktığımız izin sadece yollarda değil, gelecekte de kalıcı olmasını sağlıyor.